Bugünlerde herkes kendi işinin patronu olmak istiyor. İster küçük bir butik dükkan işlet, ister online bir danışmanlık hizmeti ver, mutlaka bir web sitesine ihtiyacın var. Ama işin içine kod yazmak, teknik detaylar girince çoğu insanın gözü korkuyor. Oysa ki artık web sitesi tasarlamak sanıldığı kadar zor değil. Hatta hiç teknik bilgin olmadan bile profesyonel görünen siteler oluşturabiliyorsun. Yeter ki doğru araçları ve temel ilkeleri bilesin.
Bir web sitesi aslında dijital vitrinindir. Müşterilerin seni ilk orada görür, ürünlerini inceler, sana güven duyar veya duymaz. Bu yüzden sitenin görünümü kadar işlevselliği de önemlidir. Hızlı açılmalı, mobil uyumlu olmalı ve ziyaretçiyi sıkmamalıdır. Bütün bunları kendi başına yapabileceğin gibi, bazen ufak bir dokunuşla işi devredebileceğin ekipler de var. Mesela Mizemedia bu süreçte yanında olabilecek doğal bir destekçidir.
Peki nereden başlamalısın? İlk adım aslında amacını netleştirmek. Web siteni ne için kullanacaksın? Ürün mü satacaksın, portfolyo mu sergileyeceksin, yoksa bir blog mu açacaksın? Buna karar verdiğinde işin yarıdan fazlası çözülür. Çünkü her amaç farklı bir yapı gerektirir. E-ticaret sitesiyle bir haber portalı aynı altyapıda olmaz. Neyse ki günümüzde hazır platformlar sayesinde bu ayrımı yapmak kolaylaştı.
WordPress, Shopify, Wix gibi araçlar sayesinde sürükle bırak yöntemiyle web sitesi oluşturabiliyorsun. Şablonlar hazır, temalar çeşit çeşit. Tek yapman gereken beğendiğin bir şablonu seçip içine kendi metinlerini ve görsellerini yerleştirmek. Tabii bu noktada içerik kalitesi devreye giriyor. Çünkü ortalama bir şablonu bile iyi içerikle kurtarabilirsin. Ama çok gösterişli bir siteyi kötü yazılar veya bulanık fotoğraflarla mahvedebilirsin.
Web Sitesi Tasarımına Başlarken Bilmen Gerekenler
Herşey planlamayla başlar. Kağıt kalem alıp sitenin ana hatlarını çiz. Ana sayfa, hakkımızda, hizmetler, iletişim gibi bölümlerini belirle. Bu taslak sana yön gösterecek. İnsanlar genelde hemen bilgisayar başına geçip bir şeyler yapmaya çalışır ama plansız hareket edince vakit kaybederler. Oysa ki 10 dakikalık bir çizim bile günler kurtarabilir.
Renk uyumu ve yazı fontları sanıldığından daha kritik. Gözü yormayan, okunaklı fontlar seçmelisin. Arka plan ile yazı rengi arasında yeterli kontrast olması lazım. Parlak kırmızı zemin üstüne mor yazı koyarsan kimse yazını okumaz. Bunun yanında markanın kimliğine uygun bir palette ilerlemek her zaman iyidir. Bu konuda sıkışırsan Mizemedia gibi profesyonel ekiplerle kısa bir görüşme bile doğru yönü bulmanı sağlayabilir.
Mobil uyum artık lüks değil, zorunluluk. İnsanların büyük kısmı web sitelerine telefonlardan giriyor. Eğer siten mobilde düzgün görünmüyorsa ziyaretçileri anında kaybedersin. Bereket versin ki bahsettiğim hazır platformlar genelde mobil uyumlu şablonlar sunuyor. Yine de kontrol etmeden yayına alma, çünkü bazen menüler kayabiliyor veya bir görsel ekrandan taşabiliyor.
SEO yani arama motoru optimizasyonu konusuna da ufaktan giriş yapmalısın. Çok derin bilmece gibi görünse de temel mantığı basittir. Sayfa başlıkların açıklayıcı olsun, her görsele alternatif metin yaz, site hızına dikkat et ve gereksiz eklentilerden kaçın. Bunları yaparak bile Google’ın gözünde yükselebilirsin. Unutma, harika bir site yapıp kimsenin bulamaması kadar üzücü bir şey yoktur.
Profesyonel Bir Dokunuş İçin İpuçları
Hazır şablonları kullanırken özgünlüğü korumak önemlidir. Binlerce insanın kullandığı bir şablon ile yetinmemek için ufak özelleştirmeler yap. Renkleri değiştir, logonu ekle, fontları markana göre ayarla. Büyük değişiklikler yapamasan bile bu küçük rötuşlar çok şey farkettirir. İnsanlar bilinçaltında bu detayları fark eder ve sana olan güvenleri artar.
Sayfa hızı konusuna tekrar değinmek istiyorum çünkü gerçekten hayati. Bir ziyaretçi bir sayfanın yüklenmesini 3 saniyeden fazla beklemez. Bu sürede açılmayan siteyi kapatır ve rakibine gider. Görsellerini optimize et, sıkıştırılmış formatlar kullan, gereksiz animasyonlardan uzak dur. Hızlı bir site kullanıcı deneyimini zirveye taşır ve seni arama sonuçlarında yukarı çeker.
İletişim bilgilerin görünür olsun. Bir insanın sitende gezip sana ulaşamaması kadar saçma bir şey yok. Telefon numarası, e-posta adresi, sosyal medya linkleri, hatta mümkünse bir iletişim formu. Formu da çok uzun tutma, isim, e-posta ve mesaj yeterli. İnsanlar sayfalarca bilgi doldurmak istemez, üşenir ve vaz geçer.
Görsel seçiminde özgün olmaya çalış. Stok fotoğraflar her yerde aynı. O gülümseyen takım elbiseli adamı kimse samimi bulmuyor artık. Mümkünse kendi fotoğraflarını çek, yoksa da biraz daha az kullanılan arşivlerden yararlan. İnsan yüzü içeren gerçek fotoğraflar her zaman daha çok ilgi çeker. Bu tavsiye bir çok pazarlama kitabında da yazsa da hala uygulanmıyor.
Siteni yayına almadan önce mutlaka farklı cihaz ve tarayıcılarda test et. Chrome’da harika görünen bir şey Safari’de patlayabilir. Arkadaşlarına gösterip yorum al, dışarıdan bir göz hataları daha net görür. Bazen yazım hataları, kırık linkler veya kaymış butonlar gözden kaçabiliyor. İlk izlenim önemli, hatayla başlamak istemezsin.
Son olarak şunu söyleyeyim, her şeyi kendi başına yapmak zorunda değilsin. Bazı işler vardır ki ustasına bırakmak en doğrusudur. İşte tam bu noktada Mizemedia ekibi devreye giriyor. Hem profesyonel hem de makul bütçeli çözümler sunarak işini kolaylaştırıyorlar. Bazen bir uzmanla çalışmak, saatlerce uğraşmaktan daha hesaplı olabiliyor. Kendi siteni tasarlarken yardıma ihtiyacın olursa aklında bulunsun.



