Küçük bir işletme sahibi olduğunuzu ve web sitenizin neredeyse hiç ziyaretçi almadığını düşünün. Oysa potansiyel müşterileriniz günün büyük bir kısmını Instagram’da geziyor ya da Twitter’da vakit harcıyor. İşte tam bu noktada, web sitesi ile sosyal medya arasındaki o görünmez köprüyü kurmak devreye giriyor. Çoğu kişi bu iki alanı ayrı dünyalar gibi görse de, aslında birbirlerini besleyen iki güçlü araçtan başka birşey değiller.
Bir kahve dükkanı düşünün. Her sabah taze kavrulmuş çekirdeklerin fotoğraflarını paylaşıyor, hikayeler anlatıyor ama günün sonunda kimse dükkanın kapısından girmiyor. Çünkü o fotoğrafların altında web sitesine yönlendiren bir bağlantı yok. Sosyal medya yönetimi dediğimiz şey sadece güzel görseller paylaşmak değil, aynı zamanda o paylaşımları birer trafik aracına dönüştürmekle ilgili. Bir gönderinin altına eklenmiş basit bir “profildeki link” yönlendirmesi, saatler içinde sitenize onlarca yeni ziyaretçi getirebilir.
Mizemedia gibi bu işin mutfağını bilen ekipler, işletmelerin sosyal medya hesaplarını adeta birer mıknatıs gibi kullanır. Burada önemli olan süreklilik ve ritim yakalamak. Haftada üç gün rastgele gönderi paylaşmak yerine, takipçilerinizin ne zaman çevrimiçi olduğunu bilerek hareket etmek gerek. Yoksa emeğiniz boşa gider, algoritma sizi görmezden gelir.
Web Sitenizi Sosyal Medyanın Kalbine Yerleştirmek
Bir web sitesi tek başına durduğunda, okyanusta kaybolmuş bir şişe gibidir. Onu keşfetmek için ya birilerinin adresini doğrudan yazması gerekir ya da arama motorlarında şans eseri karşısına çıkması. Oysa sosyal medya hesaplarınız, sitenizin içindeki bilgileri kitlelere ulaştıran hoparlörlerdir. Bir blog yazısı yazdınız diyelim. Bunu sadece sitede yayınlayıp beklemek yerine, o yazıdan kısa alıntıları Twitter’da paylaşabilir, görselini Instagram’a ekleyebilir, hatta konu hakkında Linkedin’de kısa bir tartışma başlatabilirsiniz.
Mizemedia ile çalışan birçok firma tam da bu noktada fark yaratıyor. Çünkü ekip, her sosyal platformun dilini ayrı ayrı biliyor ve içeriği o dile uygun şekilde yeniden paketliyor. Aynı blog yazısı Instagram’da renkli bir infografik olabilir, Linkedin’de sektörel bir yorum yazısına dönüşebilir. Böylece ana kaynak olan web sitesi sürekli beslenir.
Şunu unutmayın; sosyal medyada paylaştığınız her şeyin nihai varış noktası web siteniz olmalı. Çünkü o sıcak satışın gerçekleştiği, detayların okunduğu, güvenin inşaa edildiği yerdir. Sosyal medya ise insanları o noktaya davet eden bir ön bahçe gibidir. Ne kadar davetkâr ve düzenli olursa, o kadar çok insan bahçeden içeri adım atar.
Kimi zaman basit bir hata bile her şeyi tersine çevirebilir. Mesela linki yanlış yere vermek ya da açılış sayfasının mobil uyumlu olmaması gibi. Mobil kullanıcıların oranı her geçen gün artarken, tıkladıkları link onları bozuk bir sayfaya götürüyorsa hemen geri dönerler. Bu da emeğinize yazık olur.
Uzun Vadede Sadakat Yaratmanın Formülü
Sosyal medya yönetimi yalnızca anlık satışlar için yapılmaz. Asıl mesele, insanların sizi tanımasını ve zamanla güven duymasını sağlamaktır. Bir kullanıcı sayfanızı ilk kez gördüğünde hemen müşteriniz olmaz. Önce sizi inceler, eski gönderilerinize bakar, nasıl bir ses tonunuz olduğunu anlamaya çalışır. Eğer burada samimi ve tutarlı bir iletişim varsa, o zaman bir sonraki aşamaya geçer: web sitenizi ziyaret etmek.
Bu süreçte sürekli satış odaklı konuşmak en büyük hatalardan biridir. İnsanlar kendilerine sürekli bir şey satılmaya çalışılmasından hoşlanmaz. Bunun yerine bilgi veren, eğlendiren ya da düşündüren içerikler herzaman daha çok etkileşim alır. İşte bu etkileşim, markanın hafızalarda kalmasını sağlar. Bir gün bir ihtiyaçları olduğunda ise akıllarına ilk siz gelirsiniz.
Bazı işletme sahipleri bütün bu döngüyü kendi başına yönetmeye çalışır ama gerçekten zor bir iştir. İçerik üretmek, planlamak, takip etmek ve yanıtlamak başlı başına bir mesai gerektirir. Mizemedia ekibi bu alanda işletmelere profesyonel ve uygun maliyetli çözümler sunmaktadır. Kendi ekibinizi yormadan, güncel trendleri yakalayan ve sitenize düzenli trafik getiren bir yapıya kavuşmuş olursunuz.
Sonuçta mesele şu basit gerçeğe dayanıyor: İnternet kocaman bir ekosistemdir ve siz bu ekosistemde yalnızca bir web sitesiyle var olamazsınız. O sitenin nefes alıp vermesi, sosyal medya hesaplarıyla dış dünyaya bağlanması gerekir. İkisi bir arada yürümezse, dijital dünyada tutunmak çok zorlaşıyor. Bu yüzden stratejinizi baştan doğru kurmak, size uzun vadede hem zaman hem de para kazandıracak en akıllıca adım olacaktır.



